hakkımızda destek

Satılmış , 21 yıl önce Fatih’te dünyayaya gelmiş. Bu ismi ona 5 yaşındayken kaybettiği babası vermiş. Bütün yaşamı boyunca, isminden dolayı çektiği sıkıntıyı kimse çekmemiştir herhalde. O kadar çok dalga geçilmiş ve eleştirilimiş ki..

Öyle ki, ona bu ismi veren anne babasının akli dengesi bile sorgulanmış.

Satılmış, sürekli kendisiyle aynı isme sahip olanların hayata 2-0 yenik başlıyor diye düşünüp durmuş.

Bizim Satılmış, artık büyüdü, eğitimli, hümanist, vizyon sahibi ve bazen de rasyonalist. Satılmış yaşadıklarını anlatan bir manifosto yazmaya karar vermiş biraz karmaşık, biraz da çapraşık. Çünkü hayatı öyle düşünmeye başlamış birden aklına bir fikir gelmiş.

Engel tanımayan düşünceleri bir araya getirecek , tüm insanlığın sesini üstünde toplayacağı rengarenk bir uçurtma yapmaya karar vermiş. Gece gündüz çabalamış didinmiş, sonunda tüm malzemeleri bir araya getirerek insanlığın tüm renklerini içinde barındıran bir uçurtma hazırlamış.

Satılmış’ın mutluluktan keyfine diyecek yok..

Sabahın ilk ışıklarında uçurtmasını gökyüzünün tüm engellsizliğinde uçurmak için evinden çıkmış.

Arabasına binmiş ve klaksiyonuna basarak düşmüş yollara...

İnsalığın tüm renklerini içinde barındıran uçurtması bir sürü engellere takılmış.

İnsan Hakları, adalet, özgürlük, ayrımcılık, ekonomi, eğitim, sağlık, ulaşım, mimari, plansız kentleşme v.b.

Bizim Satılmış Hümanist, bizim Satılmış rasyonalist...

Nedir bu insanlığın tüm renkleri karşısında duran engeller diye isyan etmiş, tabi bir de durmamış üstüne; sokak sokak, dere tepe az giderek, uz giderek..

“BİR BAKAR MISINIZ?” diye sormuş. Kimsenin bir şey bilmediği gibi, bir baktığı bile yokmuş. Demiş ki, o zaman kendi kendine; “Bulunur elbet benim gibileri de.”


Yazmış, dağa taşa bizim Satılmış tüm ilkelerini..

İnsan haklarına saygılı, kişilerin özgürlükleri, engellenmeyecek yaşam standartlarına erişinceye, ayrımcılığının son bulduğu bir toplum oluşana kadar, yapılması gerekenlerin hayata geçirilmesine ,gelişen dünyanın değişen koşullarını karşılayabilmek, bu koşullara ayak uydurabilmek ve her dönemde çağdaş kalabilmek için çalışacağım. En önemlisi her koşulda aklın ve bilimin öncülüğünde hareket edeceğim.

Sesimi sizlere duyuracağım. Her sabah uçurtmamı yeniden ve yeniden uçması için çabalayacağım.

Sizler beni, yaptıklarımı görmezden gelin!

Sizler insan haklarının kazanımı konusunundaki çabalarımı da görmezden gelin!

İsmimle dalga geçmeye ve eleştirmeye devam edin!

Yine de ben, ben insanlığın tüm renklerini kucaklıyorum…

İsmimiz Değişiyor , Sitemiz Yeniliyor


1998 yılında kurulan Özürlüler Vakfı 21 yıl önce bu ismi almıştır. Nedeni ise o yıllarda 5378 sayılı Özürlüler Yasası’na göre “özürlü” tanımıdır; Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan; korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan “özürlü” olarak tanımlamaktadır.
Bu tanımın başlığı olan “özürlü kelimesi TDK’nin (Türk Dil Kurumu) tarifinde defolu ya da kusurlu anlamı taşıdığından aşağılayıcı olarak algılanması sebebiyle, ayrıca yapılan tanım ve kavramsal yaklaşımlar genel olarak BM Engelli Hakları Sözleşmesi’ne dayandırıldığından, tercüme ve ifade şekillerinde bir kavramsal kargaşaya yol açması. İnsan hakları ve özgürlüklerinin gelişimi, yeni tanımlamaları gündeme getirmiştir. Buna göre, sorun yalnızca kişiye bağlı değil, yaşanılan sosyal ortam ve fiziki çevreyle de bağlantılıdır. Sosyal model olarak adlandırılan bu yaklaşım ise; son yıllarda “engelli” kavramıyla tanımlama yapılmasına neden olmuştur.
Toplumu etkileyen büyük ve önemli olaylar, hayatın her alanında olduğu gibi isimlerimizde de değişikliklere sebep olduğundan bir takım eleştirilere maruz kaldığımızdan ismimizi değiştirilmesine karar verilmiş ve isim değişikliği için mahkemeye süreci başlatılmıştır.

Biz Kimiz?


Özürlüler Vakfı, 1998 yılında kurulan ve kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayan (bedensel, zihinsel, görme, işitme, süreğen hastalıklar) herkesi temsil eder.
Özürlüler Vakfı yürüttüğü tüm çalışmaların temeline eşitlik ilkesini yerleştirmiştir. Akılcılık, bilimsellik, gerçekçilik, tutarlılık ve ileriyi görebilme gücü vakfın yaptığı çalışmalarda belirleyici özelliktir. Vakıf kuruluşundan bu yana, olaylara ve gelişmelere bu şekilde yaklaşmış ve yorumlamıştır. Gelişen dünyanın değişen koşullarını karşılayabilmek için çalışma stratejisinin en önemli öğesi olan hedef seçiminde hayalci olmamış, her koşulda aklın ve bilimin öncülüğünde hareket etmiştir.